HANDAN®
Astsubay
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2203
|
 |
« : Şubat 23, 2009, 05:21:55 » |
|
Türkiye Cumhuriyeti'nin var oluş mücadelesi, kadınların belirleyici katkısı dikkate alınmadan kavranamaz. Kurtuluşta kadınlar vardı. Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı'nda ordumuzun hayat membaını kadınlarımız oluşturmuş, böylece ülkemizin varlığında çok önemli bir rol oynamışlarıdır.
Bu nedenle bu büyük ruhlu ve kahraman kadınlarımıza şükran ve minnet duygularımızı bir kere daha ifade etmenin ulvi bir görev olduğunu düşünüyorum.Anadolu'nun düşmana karşı şahlandığı milli mücadele döneminde Türk kadını vatan savunmasında erkekler ile beraber çok anlamlı hizmetler yapmıştır.
Tarih boyunca Türk kadını hayatın her safhasında erkeklerin yanında hertürlü sorumlulukları paylaşmış, özellikle Kurtuluş Savaşı'nda, mücadeleninher döneminde bu kutsal savaşa destek vermiştir. Nitekim *Mustafa KemalAtatürk "Dünyada hiçbir milletin kadını, *'Ben Anadolu kadınından daha fazlaçalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadarhimmet gösterdim' *diyemez"* demek suretiyle kahraman kadınlarımızındeğerini veciz bir şekilde ifade etmiş ve onları hak ettikleri şekildeonurlandırmıştır.Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı'nda ordumuzun hayat membaını kadınlarımızoluşturmuş, böylece ülkemizin varlığında çok önemli bir roloynamışlarıdır.Bu nedenle bu büyük ruhlu ve kahraman kadınlarımıza şükran ve minnetduygularımızı bir kere daha ifade etmenin ulvi bir görev olduğunudüşünüyorum.Anadolu'nun düşmana karşı şahlandığı milli mücadele döneminde Türk kadınıvatan savunmasında erkeklerle beraber çok anlamlı hizmetler yapmıştır. Busavaşta Türk kadınının kahramanlıkları, vatan uğrunda hayatını hiçe sayarakyaptığı fedakârlıkları, İstiklal Savaşımızın kazanılmasında en büyüketkenolmuştur. Bu nedenle cumhuriyetimizin temelinde Türk kadınının çok büyükemeği, kanı ve gözyaşı vardır.Esasen beni böyle bir çalışmaya yönelten olay bugün içinde bulunduğumuzkaotik ortamda kadınlarımızın yüreklendirici, yol gösterici hizmet veçalışmaları olmuştur.
88 yıl önce bağımsızlık ve kurtuluş içinSultanahmet,Üsküdar, Kadıköy meydanlarını dolduran kadınlarımızın torunları bugün decumhuriyet ve demokrasimizin temel değerlerini korumak ve ayrıca terörekarşı, ülkemizin birlik ve beraberliğinin sağlanması için büyük bir özveriile çalışmışlar; böylece milletimize karşı tarihi bir görev yapmışlar veyapmaktadırlar.*Tarihi süreç içinde lider kadınlarımız*İslamiyetten önce Asya Türk devletlerinde hükümdarın eşi kocasının en büyükyardımcısıydı. Ayrı bir tahta oturur ve büyük saygı görürdü. Prof. Dr.*BahriyeÜçok* 'un *'İslam Devletlerinde Türk Naibeler ve Kadın Hükümdarlar' *isimlikitabından, İran'da 995 yılında naibe olan *Seyyide Hatun* 'dan 1679'daKasım Hanlığı'ndaki Sultan *Fatma Bike* 'ye kadar on altı kadının sultanveya naibe olduğunu öğreniyoruz.Ayrıca Selçuklu Sultanı *Melikşah* 'ın eşi *Türkan Hatun'* un 12 bin kişilikbir süvari birliğine komuta ettiği, tarihi bilgiler arasındadır.Osmanlı devletinin kuruluş ve yükselme yıllarında sultan eşleri büyük saygıgörmüşlerdir. Vakıflar kurarak cami-medrese gibi yapılar yaptırarak devletişlerine yardımcı olmuşlardır.Bu çalışmanın esas konusunu teşkil eden kahraman Türk kadınlarınınOsmanlı'nın son dönemi, özellikle İstiklal Savaşı'nda vatan topraklarınınkurtarılması için büyük fedakârlıklar gösterdiği bilinmektedir.*İstiklal Harbi'nde kahraman kadınlarımız*İstiklal Harbi'ne kadınlarımızın çok ciddi ve anlamlı katkıları olmuştur.
Genellikle bu konuda topluma mal olmuş birkaç isimden söz edilir. Oysaki bumücadelenin fikirsel oluşumundan başlayarak bilfiil silahlı mücadeleye kadarçok büyük katkı sağlayan kahraman kadınlarımızın yaptığı fedakârlıkları;*4 *Kurulan cemiyetler,*4 *Düzenledikleri mitingler,*4 *Çatışmaya bilfiil katılanlar,*4 *Taşıt kollarında görev alanlar şeklinde özetlemek suretiyle ifade etmekuygun olacaktır.*Kurulan cemiyetler**Asri Kadınlar Cemiyeti: *1919 yılının başlarında özellikle üniversiteöğrencileri ve ileri gelen vatansever kadın ve kızlarımızın bir arayagelerek kurdukları ilk örgüttür. İlk mücadele ateşinin yakıldığıtoplantılarda, memleketin içinde bulunduğu durum, işgaller, mütarekenin ağırşartları görüşülmüştür. 16 Mayıs 1919 günü cemiyetin yayımladığıbildiri,bugün için dahi değerini koruyacak özellikler ve toplumun ruh haliniyansıtıyor.*"1919 yılı üstümüze korkunç bir kâbus gibi çökmüş, bizleri gönüldenyaralamıştır. **15 Mayıs'ta Güzel İzmir'imizin işgal edilmesi, içimizde bir saatli bombagibi işleyen isyan duygularımızı artırmış ve hepimize delicesine arzularvermiştir. **Milli heyecanın artması, her gün yeni baştan bir ıstıraba tanık olmamız,bizleri birbirimize daha çok bağlamıştır. **Şimdi hepimiz; bir nefes, bir yürek olduk. **İçimiz, bir heyecan seli gibi durmadan kaynaşıyor, mutlaka bir şeyleryapmak gerekmekte, içlerimizi kanatan zehirleri akıtmak için, gerekirseçılgınca hamleler yapmaya hazırlanmak durumundayız. **Bu böyle müthiş bir arzu, öyle yıkıcı bir ihtirastır ki, ölüm tehlikesinibile bizlere unutturmaktadır. **Hepimiz, haykırmak gereksinimi ile yanıyoruz. **Sesimizi, dertli vatanımızın, her köşesine duyurmak, nefretimizin korkunçalevleriyle düşmanlarımızı yakmak istiyoruz. **İçimizden her an biraz daha büyüyen bir ateşle; şöyle bir karar aldık: **Başta, tüm üniversiteler olmak üzere, tam teşkilatlı Kadın Kuruluşlarınınhepsi, hakka, özgürlüğe âşık olan vatandaşlar, kutsal topraklarını sevenherkes, birleşip, duydukları bu isyanı, memleketin tüm yüzeyine yaymayaçalışacaktır. **Bunun için, devamlı olarak PROTESTO MİTİNGLERİ hazırlanacak, bir programiçinde, yapılacak olan bu gösterilerde, yüreği yanan, sesi duyulan, dilisöylenebilen herkes konuşacaktır. **Bunları uygulamak için, tüm tehlikeleri göze almış bulunmaktayız." **Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cephesi*Türk kadınlarının Milli Mücadele'ye büyük kararlılıkla katılışınıgösterenen önemli olay, merkezi Sıvas'ta olmak üzere *"Anadolu Kadınları Müdafaa-iVatan Cemiyeti"* nin kuruluşudur (9 Aralık 1919). Bu cemiyet SıvasValisi *ReşitPaşa'* nın eşi *Melek Reşit *Hanım ve arkadaşları tarafından Sıvas'takurulmuş, kısa sürede Anadolu'nun muhtelif şehirlerinde merkeze bağlı birçokşubesi açılmıştır. Düşman işgallerini büyük bir hassasiyet ve dikkatleizleyerek İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümeti'ne karşı zaman zamanprotestolar yayımlayan, Milli Ordu'ya para ve mal yardımı kampanyaları açan,Milli Mücadele için Anadolu'ya geçenlere kutlama mesajları gönderen bucemiyet; Kurtuluş Savaşı boyunca Türk kadınlığının iftihar edeceği büyükhizmetler görmüştür.
Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, hizmetleriesnasında daimi surette Heyet-i Temsiliye ve Ankara Hükümeti ileilişkilerini sürdürmüş ve Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük takdirinikazanmıştır.*Çatışmaya bilfiil katılanlar *İstiklal Harbi'nde Türk kadınları yurdumuzun yer yer işgal edilmesine,vatandaşlarımızın uğradığı zulümlere karşı koyarak mitinglerdevatanseverliklerini yansıtan heyecanlı, içten duygularla dolu konuşmalarla,protestolarla, Milli Kuvvetler'e, şehitlerimizin dul ve yetimlerine maddiyardım sağlamakla kalmamışlardır. İstanbul'un birkaç aydın hanımı dışında,muhtelif cephelerde savaşlara katı, her türlü fedakârlıklara katlanarakMilli Kuvvetler'e yardımda bulunmuşlardır.1920 yılı ağırlıklı olmak üzere çoğunluğu Gaziantep bölgesinden olan 62kadınımız şehit olmuş, 164'ü de yaralanmıştır.Bu kutsal mücadelede ön saflarda savaşmış bazı kahraman kadınlarımızdanözetle bahsetmek istiyorum.*Kara Fatma *Asıl adı *Fatma Seher* , soyadı *Erden* 'dir. 1888 yılında Erzurum'da doğdu.Subay *Derviş* Bey ile evlendi. Balkan Savaşı'na kocasıyla birlikte katıldı.Birinci Dünya Savaşı'nda ailesinden 9-10 kadınla Kafkas cephesine gitti.Mondros Mütarekesi'nden sonra eşi Ermeniler tarafından şehit edilmişkadınları etrafına toplayarak Ermenilerle çarpıştı. Mustafa Kemal Paşa'dangörev istedi. Kurduğu çetesiyle Bursa ve İzmit'in işgalden kurtarılması içinçalıştı.Oğlu, kızı ve kardeşleri de müfrezesindeydi. Müfrezesinin mevcudu, 350'yekadar çıkmıştı. Sakarya ve Başkomutanlık Meydan muharebelerine müfrezesiylekatıldı. Üsteğmen rütbesine kadar yükseldi. Üsteğmenlik emekli maaşınıKızılay'a bağışladı. 1954 yılında TBMM'ce tekrar aylık bağlandı. Ertesi yılErzurum'da vefat etti.*Ayşe Hanım *Eşini Balkan Harbi'nde kaybeden *Ayşe* Hanım 15 Mayıs 1919'da, Yunanlılarınİzmir'e girmesiyle birlikte milli mücadele saflarında yerini almış, İzmir'inYunanlıların eline geçmesi üzerine Aydın'a geçmiştir.
Yunanlılar tarafından27 Mayıs 1919'da işgal edilen Aydın civarındaki savaşlarda kahramancadövüşmüş, oğullarından büyüğü bu mücadelede şehit olmuştur. AyşeHanım, 21Şubat - 12 Mart'taki Birinci İnönü, 31 Mart - 1 Nisan 1921'deki İkinci İnönüsavaşlarında da bulunmuştur ve oğullarından küçüğü de bu savaşlarda şehitolmuştur. 23 Ağustos - 13 Eylül 1922 tarihleri arasında Sakarya MeydanMuharebesi'nde yaralanmış, tedavisini takiben müfrezesine dönmüştür.Ayşe Hanım 1942 yılında Ankara'da vefat etmiştir.*Tayyar Rahmiye *Osmaniye ilinin Kaypak nahiyesi Raziyeler köyündendir. Dokuzuncu tümenin1920 Şubat'ında Hasanbeyli civarındaki Fransız kuvvetleri ile yaptığımuharebeye müfrezesiyle birlikte *Rahmiye *Hanım da katılmıştır. Muharebeesnasında ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için, ileriyeatıldığından dolayı kendisine Tayyar Rahmiye lakabı verilmiştir. Cumhuriyet 07.11.2007Balkan Savaşı'nda iki oğlunu askere gönderen anne, eve dönen oğlunu görünceferyat etti!*'Hüsrev askerden mi kaçtın?' * *İstanbul'da Maçka, Zeytinburnu vs. küçükdepolardaki top, tüfek ve cephaneler cesurane tedbirlerle kaçırılıyor,oradan da hayvan ve insan sırtında Ankara'ya naklediliyordu. İşte Türkkadınlarının bu nakliyatta büyük top mermilerini sırtlarında taşıyarakgösterdikleri fedakârlık her zaman hatırlanmalıdır. **Bitlis Defterdarı'nın Hanımı*Maraş'ta Fransızlar ile savaş 21 Ocak 1920'de başlamış, bu yılın 12Şubat'ında Fransızların geri çekilmesiyle sona ermiş, Maraş düşmandankurtulmuştur.2 Şubat 1920 tarihinde Anadolu Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Reisi*Melek Reşit *ve Kâtip *Şefika Kemal *imzasıyla yayımlanan bildiri ileFransızların Maraş'taki zulümleri yurtiçi ve yurtdışında kınanmıştır.Maraş'ta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık gösterenlerarasında Bitlis Defterdarı'nın hanımı da bulunmaktadır. BitlisDefterdarı'nın hanımı, Maraş'ın Kayabaşı Mahallesi'nde düşmanınhazırladığımazgala yaklaşarak sekiz düşmanı öldürmüş, bilahare erkek elbisesi giyerekmilis kuvvetlerine katılmıştır.*Hatice Hatun*Adana ve yöresinde Fransızlara karşı göstermiş olduğu mücadeleden övgüylebahsedilenler arasında Hatice Hatun da bulunmaktadır.Bu bölgedeki milis kuvvetlerinde görev yapmakta olan Hatice Hatun, TekirYaylası'ndan Mersin'e ulaşacak en kısa yolu soran Fransız kuvvetlerineyanlış yol göstererek Karboğazı'na sokmuş, askerlerimizin tuzağına düşürerekmağlup olmalarını sağlamıştır.*Kara Fatma Şimşek**Yahya Bey'* in kızı olan *Kara Fatma Şimşek'* in asıl ismi, *YemineVardarlı'* dır. 1921-1922'de, *"Fahri Milis Üsteğmeni" *rütbesiyle KocaeliGrubu Mürettep Süvarisi emrindeki Müstakil Süvari Müfrezesi'nde görevyapmış, İstiklal Harbi'nde, bu mıntıkadaki mücadelelerde bulunmuştur.*Tarsuslu Kara Fatma*Asıl adı *Adile *olan, Adile Hala ve Adile Onbaşı diye anı bu kadınkahramanımız, silah arkadaşları arasında Kara Fatma lakabıyla anılmaktadır.Sekiz-on kişilik çetesiyle birlikte Afyon Savaşları'na katılmış, Tarsus'unkurtarılmasında büyük yararlılık göstermiştir.*Gaziantepli Yirik Fatma*Antep'in henüz bütünüyle kuşatılmadığı sıralarda kuşatmaya karşı koymakiçinyola çıkan çete teşkilatına Şaraküstü Mahallesi'nden *Yirik Fatma* dakatılmıştır.*Nazife Kadın**Nazife* *Kadın* , Yunanlılara karşı mücadele verilirken kendisinden bilgialınmak istenmesine şiddetle direndiğinden düşman tarafından KavakönüKöyü'nde işkence yapılarak öldürülmüş ve müteakiben fırındayakılmıştır.*Gördesli Makbule**Makbule Hanım* , *Gördesli Ali Ustazade Abdullah Efendi'* nin kızıdır.1921'de Ustrumcalı olan *Ali Efe *ile evlenmiş, onunla birlikte MilliMücadele'de çete savaşlarına katılmıştır. Makbule Hanım, 17 Mart 1922'de Akhisar'la Sındırgı hududu üzerinde bulunan Koca Yayla'da, elinde silah,düşmanla en ön safta savaşırken başından vurularak şehit düşmüştür.*Asker Saime Hanım*İstanbul hanımlarından *Saime* *Hanım* , Milli Mücadele'ye fiilen katılıpcephede silah kullanmış ve yaralanmıştır.
Saime Hanım 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgali dolayısıyla Kadıköy Belediye Dairesi önündeki mitingdekonuşma yapmış, tutuklanmış ve daha sonra Anadolu'ya geçerek MilliMücadele'ye katılmıştır. Savaştan sonra ise İstanbul Lisesi'nde edebiyatöğretmeni olarak görev yapmıştır.*Taşıt kollarında görev alanlar*İstanbul'da Maçka, Zeytinburnu vs. küçük depolardaki top, tüfek vecephaneler cesurane tedbirlerle kaçırılıyor, oradan da hayvan ve insansırtında Ankara'ya naklediliyordu. İşte Türk kadınlarının bu nakliyattabüyük top mermilerini sırtlarında taşıyarak gösterdikleri fedakârlık herzaman hatırlanmalıdır.Öküzü ölen arabalara diğer öküze eş olarak arabayı çeken kadınlarımızınfedakârlıklarını bugünkü nesillere nakletmenin de bir görev olduğunudüşünüyorum.Kastamonulu *Halime* *Çavuş *bu kahramanlarımızdan biridir.İnebolu'da, Milli Kuvvetler'e bağlı askeri teşkilat kurulmuştu. Silah,cephane, erzak, giyecek vb. şeyler, İnebolu İskelesi'nden Çankırı'ya, oradanAnkara'ya, cepheye gönderiliyordu. Trabzon'dan vapurla nakliye işleribaşlayınca İnebolu yolu, dolayısıyla Kastamonu Ankara'nın bir üssü halinegelmişti. Burada pencere demirlerinden süngü, kasatura, kılıç yapan ustalarbulunduğu gibi, bunlardan bir kısmı da Ankara'ya gönderilmiştir.
Kastamonukadınlarının Silahlı Kuvvetlere çok anlamlı hizmet ve katkıları olmuştur.Yine Sakarya Savaşı sırasında, kadın mücahitlerimizin nasıl canla başlaçalıştıklarını Kurmay Albay *Hulusi Atak'* tan öğrenmiş oluyoruz:Sakarya Savaşı'nın başladığı gün, 23 Ağustos 1337'de (1921) yaralanan HulusiAtak'ı geriye, Keskin Hastanesi'ne göndermişlerdir. Ankara'dan Yahşihan'agiden bir dekovile başka yaralılarla birlikte bindirmişler, daha öteye kağnıile gitmişlerdir. Etraflarından geçmekte olan kağnı kol ve katarlarınınçoğunu kadınların idare ettiğinden bahseden Hulusi Atak, *"Bu katarlarınbirinden hafif bir çığlık duyduk; bunu müteakip bir duraklama ve telaş eserigörüldü. Bir müddet sonra güzel bir müjde ile karşılaştık. CephaneKolları'nda bulunan hamile bir kadın, bir erkek evladı doğurmuştu. Bu kadınıhastaneye yatırmak üzere geriye çevirmek istediler; fakat yorgunluk veçektiği ıstıraplarla benzi solmuş olan hasta kadın *, 'Cephedeki silahlar' *dedi* , 'cephane bekliyor; oraya cephane yetiştirmeliyim, geri dönemem' *!.."*demiştir.*Ali Fuat Cebesoy'* un da Kağnı Kolları ile ilgili, ihtiyar bir mücahitkadınla konuşmasını içeren bir hatırası ise şöyledir:*"Cephane Kolları'nı ahalinin vasıtaları teşkil etmişti; bunlar esasitibarıyla kağnılardır.
Kağnıların ekserisi köy kadınları ve on-on beşyaşlarındaki çocuklar tarafından idare olunuyordu. Bu, hakikaten asil veulvi bir manzara idi. Uzun yürüyüşlerde gece ayaz, kar ve yağmur altındameşakkat ve acının en fazlasını çekmiş olan bu aziz vatandaşlarımızköylülerdi. Bunların içerisinde şiddetli soğuktan yolda ölenler de olmuştu.Kütahya ile Gediz arasında yapı yürüyüş ve hareketlerde kıtalarımızın vemuharebenin medar-ı hayatı olan erzak ve cephaneyi hep bu azizvatandaşlarımız taşımışlardı. Bütün meşakkat ve acılara rağmen yüzlerindebir işmi'zac ve fütur görülmemişti. Hiç unutmam, yine böyle bir yürüyüşesnasında idi; dondurucu bir soğuk vardı. Kağnısının başında duran birihtiyar nineye yaklaşmış ve sormuştum: *'Nine üşüyor musun?' *Şu cevabıvermişti: *'Hayır oğul, üşümüyorum. Düşman, topraklarımıza bastığıgündenberi içim yanıyor!' *Bu kahraman Türk anasının elini öperken gözpınarlarımdayaşlar tanelenmişti." *İnebolu'dan Kastamonu ve Çankırı yoluyla Ankara'ya harp malzemesi götürenKağnı Kolları'nda 1921 kışında donanlar da olmuştur; böyle vakalardan enacısı, en ünlüsü, Kastamonu şehrinin kapısı sayı Kışla önünde, birkadının (ki o *Şerife Bacı'* dır) cephane yüklü kağnısı üzerine kapanmışhalde donmuş olarak görülmesidir. Şehre girmesi nasip olamayan bu mücahitkadının, şose kenarında, sabaha karşı donduğu anlaşılmıştır. Öküzlerigevişgetiren bu kağnı arabasındaki kıymetli yükü korumak için üstüne yorganınıörten bu genç kadının bir elinde üvendire, kollarını açarak, yorganınüzerine abanarak kaldığı, vazifeliler tarafından görülmüştür.*Rıfat Çavuş *öküzleri koşarken *Cemil Çavuş* da şehidin üzerindeki karlarısüpürmüş ve her ikisi de gözyaşları dökerek kollarından ve bacaklarındantutarak kaldırırlarken, yorganın altından birdenbire çığlığı basarak ağlayanbir çocuk sesi işitince şaşırmışlar ve şehit anayı yana çekip hemen yorganıkaldırmışlar.
Otlara sarılı top mermileri arasına yerleştirilmiş çullarıniçinde kundaklı bir kız çocuğunun donmaktan kurtulmuş bir halde bulunduğunugörmüşlerdir. Kuşkusuz Türk kadınının fedakârlıkları birkaç sahifedeanlatılamaz. Ancak iki küçük anekdot ile bu konuyu bitirmek uygun olacaktır:Bilecik istasyonunda bir trenin bütün vagonları yarınki zaferleri kazanacakolan Mehmetçikler ile hıncahınç doluydu. Yağmurlu ve serin bir sonbahargecesiydi. Trenin kalkışı için kampana çalınmış, istasyon hareketlenmişti.Sık sık çakan şimşekler, yaşlı fakat dimdik duran bir Türk anasınınçehresini aydınlatmaktaydı. Kadıncağız saatlerdir ayakta trenin yanındabekliyordu. Yağmura, soğuğa, yıldırımlara aldırış bile ettiği yoktu.Kumandan merak ve hürmetini celp eden bu hanıma yaklaşarak kimi uğurlamayageldiğini sordu. Söğüt'ün Akgünlü köyünden *Mehmet *oğlu *Hüseyin* 'in kendioğlu olduğunu, onu selametlemek için geldiğini, kumandanın çağırma teklifinememnun olacağını söyledi. Hüseyin çağrıldı. Annesinin elini öptü. Bufedakârananın sevgili oğlunu bağrına basarken ona şöyle hitap ettiğine şahitolundu:*"Hüseyinim, aslan oğlum benim... Dayın Şıpka'da, baban Dömeke'de, ağalarında 8 ay evvel Çanakkale'de şehit düştüler. Bak, son yongam sensin! Minaredenezan sesi kesilecekse, camilerin kandilleri sönecekse sütüm sana haramolsun, öl de köye dönme!.. Yolun Şıpka'ya uğrarsa dayının ruhuna bir fatihaokumayı unutma! Haydi oğul, Allah yolunu açık etsin..." *Hüseyin, anasınınelini öptü ve trenine bindi.Bu, bir Türk anasının hayatta kalan son oğluna ettiği nasihatti.Bundan çok fazla mütehassıs olan kumandan *Abdülkadir* *Bey* , *"Demek sizinailenin erkekleri hep şehit oldular, öyle mi?" *dedi.Cevap şuydu:*"Yalnız bizim ailenin değil oğul, bizim köyün mezarlığına elli yıldırdelikanlı gömülmedi. Vatan dursun da biz hepimiz ölelim, ne çıkar?.."*Şaşıran Abdülkadir Bey'in, *"Şimdi sizin köyünüzde hiç erkek yokmu?"*sualine cevabı daha da vakurdu:*"Köyümüz bütün erkek dolu. Bizi beğenemediniz mi? Hiçbir işimiz gerikalmadı. Evvelce nasılsak gene öyleyiz.
Bağrımıza karataş bağladık, düşmanmahvoluncaya kadar dayanacağız. Allah, bana o günü göstermeden canımıalmasın!.." *İmanlı, fedakâr ve kahraman Türk analarının bu müşterek anlayış vehissiyatını aksettiren örnekler pek çoktur. Bunlardan sadece birini dahadikkatlerinize sunmak istiyorum... Balkan Harbi'ne iki iyi yetişmiş evladınıbirden gönderen bir Türk kadını, harp bozgunu üzerine başsız kalıp sağa soladağı askerler arasında her nasılsa evine ulaşabilmiş *Hüsrev *adındakioğlunun bahçe kapısını çizmesiyle itip girmesi üzerine bahçe kuyusundan suçekmekteyken onu görür görmez, evladını görmenin ve onun hayatta olduğunumüşahede etmenin sevincine kapılmadan, *"Hüsrev, askerden mi kaçtın!.." *diyeferyat etmiştir. Bu, Türk kadınının, asırlarca devam eden müşterekduygularını temsil ve ifade eden bir olaydır.Cumhuriyet 07.11.2007 *Atatürk'ün Türk kadınları ile ilgili düşünceleri *Hayatının her döneminde toplumda yönlendirici ve geliştirici unsurun kadınolduğunu veciz bir şekilde ifade eden *Atatürk* , her fırsatta konuyailişkin düşüncelerini açık kalplilikle ifade etmiştir.Kurtuluş Savaşı'nda erkeklerin yanında kahramanca savaşan *Kara AdileHanım*, Atatürk Tarsus'a geldiğinde önünde diz çökmüş, Atatürk'üneline sarılmış;Atatürk, Adile Hanım'ı yerden kaldırdıktan sonra, gözleri yaşla dolu, şöyledemiştir: *"Kahraman Türk kadını, sen yerlerde sürünmeye değil,omuzlarımızın üstünde göklere kadar yükselmeye layıksın." *Atatürk'ün bu anlamlı sözü, esasen başka bir hususu ifadeye yer bırakmayacakşekilde açıktır. Ancak konuya ilişkin bazı hususlara da temas etmekistiyorum. Atatürk'e göre; Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli, enşefkatli ve en ağırbaşlı kadını olmalıdır. Türk kadınının görevi,Türk'üzihniyetiyle, kol gücüyle, kesin kararlılığıyla koruyabilecek vesavunabilecek nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, toplumsal hayatınesası olan kadın ancak faziletli olursa görevini yapabilir. Burada *TevfikFikret'* in herkesçe bilinen sözünü hatırlatalım: *"Elbet sefil olursakadın, alçalır beşer." *Atatürk, *"Türkiye Cumhuriyeti'nde kadın bütün Türk tarihinde olduğu gibibugün de en saygın yerde, her şeyin üstünde, yüksek ve onurlu bir yerdedir.Şuna inanmak gerekir ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.Türk kadını bilimsel, ahlaki, toplumsal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı,arkadaşı, yardımcısı olmalıdır" *demek suretiyle söylenebilecek her şeyi enveciz bir şekilde ifade etmiştir.
Sonuç; Bu kutsal mücadelede ciddi ve anlamlı katkıları bulunan kadınlarımızı şükranduygularımızla yâd ederek onların yaptıkları önünde saygı ile eğiliyoruz. Bukonuda duygularımıza tercüman olan en güzel konuşmayı 10 Eylül 1922 günüeski Meclis binası önünde *Hamdullah Suphi Bey* yapmıştır:*"Hanımlar! **Bu kadar acıdan sonra, bu kadar ayrılıktan sonra, yan yana çektiğimiz bukadar hasretten sonra, kurtuluş günleri geldi. Siz, bu kurtuluş günlerinibize kazandıran aziz şehitlerin, gazilerin anaları, arkadaşları, kızkardeşleri! Artık sevinin, sevinmek hakkınızdır, bayram edin, en büyükbayrama erdiniz; büyük bayramınız mübarek olsun! **Anadolu kadınları! **Bu gaza diyarında bin seneden beri, ateş ve cenk yerlerine oğullarınıkoşturan Anadolu kadınları, bin senedir oğulları daima uzak yerlerde ölen,yetiştirdikleri oğulların mezarları nerededir bilinmeyen Anadolu kadınları!Kurtuluş günleri, kavuşma günleri geldi; sevinin, bayram edin! **Cihan Harbi'nden beri, ardı arası gelmeyen bir cenk için ağzından birşikâyet sözü çıkmadan, nesi varsa hepsini veren Anadolu kadınları! Erkeklerikan ve ateş yerlerinde savaşırken, uzak denizlerin kıyılarından ortayaylalara doğru, günlerce, haftalarca, çıplak ayakları, giyimsiz sırtlarıylakurşunları, top mermilerini taşıyan Anadolu kadınları! Batıda, doğuda,kıblede, bütün cephelerin arkasında memleketi işleten, tarlaları yeşerten,sayısız yetim çocukları yetiştiren, büyüten sensin, ey Anadolu kadını!Sırası gelince cephaneyi, yaralıyı taşımak sana yetmedi; silaha sen desarıldın, düşman önünde sen de nevbet bekledin, ateşlere sen de girdin, sende gaza ettin! Erkek arslan arslan olur da dişi arslan arslan olmaz mı,diyen sensin. Erkeğinle beraber zafere erdirdiğin gazan mübarek olsun,zafere eren gazanın büyük bayramı mübarek olsun! **Biz de İstiklal Harbi'nde vatan topraklarımızı kurtarmak aşkıylamaddi-manevi her türlü fedakârlığa katlanarak hayatını hiçe sayan ve artıkhepsi bir başka dünyada olan kadın mücahitlerimizi minnet ve şükranlayüceltiyoruz. Vatan sevgisi uğrunda ve erkeklerinin kâh ardında kâh önündeböylesine canla başla çalışan kadın mücahitlerimizden yurdumuzun sonsuzadeğin yoksun kalmamasını temenni ediyoruz." *Kahraman Türk kadınları ile ilgili bu kısa çalışmamı Atatürk'ün ve*Nâzım*'ın sözleri ile bitirmek istiyorum. Atatürk,*"Dünyada hiçbir milletin kadını *'Ben Anadolu kadınından daha fazlaçalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadarhizmet gösterdim' *diyemez" *demiştir. Nâzım Hikmet ise vefakâr Türkkadınına bir başka açıdan bakarak onun büyüklüğünü kendi üslubu ile şöyleanlatıyor:*O benim kollarım, bacaklarım, başımdır. **Yavrum, annem, kızım, kız **Hayat arkadaşımdır.
İstiklal Harbimizde kahraman Türk kadınlarının, bu cennet vatanı bizearmağan etmek için yaptıkları mücadele ve fedakârlıkları bugünkü nesillerehatırlatmak amacıyla özetlemeye çalıştığım bu çalışmamı müzikal birüslupiçinde toplum ile paylaşmanın uygun olacağını düşünerek *"Kahraman TürkKadınları Kantatı" *yazdım. Bu eserin de bestelenerek fedakâr kadınlarımızaarmağan edilmesi, benim için anlamlı bir görev olacaktır.Cumhuriyet*BİTTİ*
|