Osmanli TIM
12 Mart 1971 Darbesi
| Osmanlı Tim - The Ottoman Team | Osmanlı Tarihi | Mustafa Kemal Atatürk |
Temmuz 31, 2010, 16:10:32 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
   Ana Sayfa   Portal Hosting Msn & Mail 3D Imgeleme Yonetim Semasi Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 12 Mart 1971 Darbesi  (Okunma Sayısı 2567 defa)
Göçmen
Onursal Üye
Binbaşı
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2198


Forum Görevlisi

Aktiflik
Seviye
Deneyim

« : Ağustos 24, 2008, 08:54:08 »

Türkiye 12 Mart 1971'de ikinci bir askeri müdahaleye sahne oldu.

Nedenlerine gelince...

1961 Anayasasının getirdiği geniş özgürlükler, sosyalist partilerin kurulmasına yeşil ışık yakılması, sendikaların geniş hakları ve basın özgürlüklerinin nerdeyse sınırsız kullanılması sosyal çalkantılara neden olmuştu.

Nitekim tek başına iktidarda olan başbakan Süleyman Demirel, Meclise giren TİP'li milletvekillerinin ağır muhalefeti, 1968 öğrenci olayları, yabancı misyon şeflerinin kaçırılması gibi olayları önlemekte güçlük çekince askerlerin verdiği bir muhtıra sonucu koltuğundan oldu.

Nihat Erim başkanlığında kurulan hükümet mevcut anayasayı lüks bularak değiştirdi ve balyoz harekatı ile gençlerin üzerine gitti. Özgürlükleri askıya aldı.

Böylelikle yakalanan gençlik liderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilerek darbeye kan bulaşmış oldu.

Mahir Çayan gibi öğrenci liderleri de Tokat'ın Niksar ilçesi Kızıldere köyünde askerlerle giriştikleri çatışma sonucunda öldürüldü.

TİKKO davasından yargılanan İbrahim Kaypakkaya da sorgusu sırasında işkence altında öldürüldü.

 12 Mart darbesinin nedeni; 12 Mart 1970 askeri darbesi ve sonrası

27 Mayıs ertesinde Milli Birlik Komitesi DP yöneticilerini tutuklar, Yassıada’da kurulan mahkemelerin verdiği kararlar gereği Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilirler. Davaların hukuka uygun görülüp görülmediği tartışmaları ve idamlar, 27 Mayıs’ın yaratmış olduğu özgürlükçü ve insan haklarından yana havaya büyük ölçüde gölge düşüren unsurlardır.

TBMM’nin feshedilmesinin ve siyasal etkinliklerin yasaklanmasının ardından, devlet başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’in başkanlığında bir hükümet kurulur. 7 Aralık’a kadar geçici Anayasayla yönetilir ülke. Bu tarihte MBK ve Temsilciler Meclisinden oluşan “Kurucu Meclis” yeni bir Anayasa hazırlar, 27 Mayıs’ın yıldönümünde Anayasa halkoyuna sunulup kabul edilir.

Tek parti düzeninin baskıcılığını çok partili düzende de kullanmanın peşinde olan DP hiç bir anayasal değişiklik yapmamıştır. 1961 Anayasa’sı ise bireyin devlete karşı haklarının savunulması prensibi üzerine kurulmuş, çağdaş hukuk devletinin gereklerini yerine getirmeye yönelik olarak hazırlanmış bir Anayasadır.

Bu çerçevede gelişen sosyal devlet anlayışı Türkiye’ye ; Anayasa Mahkemesi, Yüksek Hakimler Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu gibi kurumlar kazandırır.

27 Mayıs’ın en önemli sonuçlarından biri sol düşüncenin de, buna bağlı siyasal hareketlerin de bir ölçüde nefeslenebilmesi olmuştur. 1961’de 12 sendikacı yeni bir parti kurar; Türkiye İşçi Partisi... TİP’in Türk siyasal yaşamında, Meclis’e kadar uzanan varlığı CHP’ye de yeni bir söylem getirir, “Ortanın Solu”...TİP, 1962’de Türkiye Sosyalist Partisi ile birleşir, 12 Mayısta. Şubat 1963’te Parti, Anayasa Mahkemesinde dava açabilme hakkını kazanır ve yalnızca Mart ayı içinde çeşitli yasa maddelerinin iptali için 78 dava açar. 1965 seçimlerinde 14 milletvekili çıkarır. Bu parlamentoya çok farklı bir dönem getirir. Başta İstanbul milletvekili seçilen Çetin Altan olmak üzere yaptıkları muhalefet unutulmaz olacaktır yıllar boyu. Ve ne yazık ki sol böyle bir zaferi tekrar yaşayamayacaktır, daha da doğrusu yaşattırılmayacaktır. TİP, 12 Mart muhtırasının ardından, 20 Temmuzda kapatılır ve yöneticileri tutuklanır.

1961 Anayasası uyarınca ilk seçim 15 Ekim 1961’de yapılır. CHP’nin aldığı sonuç tek başına bir hükümet kurmasına yetmez ve DP’nin bir uzantısı olarak kurulan Adalet Partisi’yle koalisyona gidilir. Dört yıl boyunca kurulan koalisyon hükümetleri etkin politikalar izleyemez. Daha sonraki seçimleri ise AP alır (1965 ve 1969 seçimleri). AP hükümetinin Başbakanı; Türk siyasetine yıllar boyu damgasını vuracak olan, Genel Başkan Süleyman Demirel’dir. Aynı yıl içinde Cemal Gürsel sağlık durumu nedeniyle Cumhurbaşkanlığından ayrılır, yerine Genelkurmay eski Başkanı Cevdet Sunay gelir.

Türkiye, bu dönemde dış politikalarında ABD’nin dışında, Avrupa’ya da yanaşmıştır. 12 Eylül 1963’te AET ile Ankara Anlaşması imzalanır; bu, günümüze dek süren bir yolun açılmasıdır. Daha sonra, 23 Kasım 1970’te Brüksel’de imzalanan, Türkiye’nin 22 yıl sonra tam üye olmasına yönelik protokolün amacı ne yazık ki bugüne dek gerçekleşememiştir; çünkü 1961 Anayasa’sının getirmiş olduğu, bir ölçüde çağdaş ortam iktidarlar tarafından , kısa bir sürede sulandırılıp yozlaştırılmıştır. İleriye gitmek bir yana, ardı ardına gelen darbelerle 1960’ın da gerisine düşülür; hukuk devleti ilkelerinden büsbütün uzaklaşılıp; insan hakları, birey özgürlüklerinin devlete karşı korunması ve bunlara bağlı pek çok konuda çağ dışı uygulamalara girişilir. Batılı ülkelerinden gelen cevap ise koskocaman bir “Hayır” olur.

AP iktidarlarının temel haklar ve bunların kullanımlarına ilişkin baskıcı tavrı, 1960 öncesi hareketlerin benzerlerinin başlamasına neden olur. Zaten 1968’de Avrupa ve ABD’yi saran gençlik hareketlerinin etkisi, sosyalizmle yeni tanışan üniversite gençliğine ulaşmıştır. Akademik amaçlarla başlayan boykot ve işgaller giderek daha siyasal bir içerik kazanır. İktidar, bu “sol” söyleme dayanan tepkilere karşı aşırı milliyetçi gruplara yanaşır. Sağ ve sol görüşlü gruplar arasında çatışmalar başlar.

1970’e gelindiğinde olaylar tırmanışa geçmiştir. 15-16 Haziran olayları ve çok sayıda ”kent gerillası” tipi eylemin ardından dört Amerikalı subay kaçırılır. Ordu tarafından hükümete 12 Mart Muhtırası verilir, bu yeni bir askeri darbe demektir. Darbe, 27 Mayıs’ın çağrışımlarıyla ilerici olarak algılanır başlangıçta ama, kısa sürede bunun tam tersi olduğu ortaya çıkar. Ordu içinde sol bir darbe planlanırken, bunu önlemek üzere, bir emir komuta zincirinde, 12 Mart darbesi yapılmıştır. Darbenin ardından çok sayıda subayın derhal emekliye sevk edilmesi bunu göstermektedir.

Partiler üstü bir hükümet kurulur, Başbakan Nihat Erim’dir. Seçimle gelmeyen bu hükümet tabii ki “uzaktan kumandalı”dır. Erim ‘in görevi görünüşte sağ ve sol arasında bir denge sağlamaktır ama, denge hemen solun aleyhinde bozulur. Pek çok aydın gözaltında; Selimiye Kışlası’nı, Maltepe ve Mamak askeri cezaevlerini doldurur. Nisan ayında İsrail’in İstanbul Başkonsolosu kaçırılır, bu olayın ardından sıkıyönetim ilan edilir,sokağa çıkma yasağı konulur ve tüm İstanbul neredeyse ev ev aranır , adeta tutuklanmamış tek bir solcu bırakılmaz.

“Beyin Takımı” adıyla anılan hükümet Aralık başına kadar oyalanır ve sonunda istifa eder. Bunun arkasından Erim yeni bir hükümet kurar. Gündem ,solu yok etmek ve Anayasayı değiştirmektir ve bu gerçekleştirilir. TİP kapatılır, TRT’nin özerkliği kaldırılır, temel hak ve özgürlükler kısıtlanır. Askeri mahkemelerde binlerce insan devleti yıkmaya teşebbüs suçuyla yargılanır, ağır hapis cezalarına çarptırılır ve içlerinden üç genç adam asılarak öldürülür: Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan...

CHP cephesi ise , seçimlerde yaşadığı büyük oy kayıplarının paniği ve 12 Mart’ın şokuyla çalkalanmaktadır... Erim hükümetine destek verme kararındaki İnönü’ye Ecevit karşı çıkar, genel sekreterlikten istifa eder. Taban ise Ecevit’i destekler, sonuçta yapılan Kurultay’da Ecevit seçilir, bu kez İnönü istifa eder...

Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın görevi sona erince, ordu yeni bir empozeyle , -bu amaçla Genelkurmay Başkanlığından istifa eden- Faruk Gürler’i seçtirmek ister, ama tezgah gerçekleşmez. Ecevit ve Demirel birleşerek eski Moskova Büyükelçisi emekli Koramiral Fahri Korutürk’ü seçerler. Aynı yıl seçimler yapılır, bu 12 Mart döneminin sonu demektir.


Kaynak:Kenthaber Yayın Tarihi : 12 Mart 2007 Pazartesi
Kayıtlı

Geçmişi unutanlar, onu yeniden yaşamaya mahkûmdurlar.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.086 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu